Canım kızım ,babanla hergün konuşuyoruz.Keyfi ,rahatı yerindeymiş çok şükür.Hergün seni soruyor ,çok özlemiş tipi güzel kızını :) Ben de çok özledim babanı ,sen henüz anlamasan da hergün "baba gel" diyorum sen öğrenesin diye .Acaba çok mu erken öğrenmen için :)
Genelde öğleden sonra birde akşam arıyor baban bizi ,evde çalan telefonlara ben koşuyorum.
Babanın kaldığı bölükte ,bir sinema salonu ,bilardo masası ,masa tenisi ,internet bile varmış.Bunları duyunca memnun oldum ,bloguna bakabilir babacın demekki.Yemekler pek güzel değilmiş ama beğenmezse kantinden tost yada döner yiyebiliyormuş uygun fiyata..İnşallah kurasında İstanbul'u ,İstanbul olmasada çok yakın bir yeri çeker baban.İşte böyle minik kızım zaman akıp geçiyor ve sen büyüyorsun ....
İnci tanesi kızım,pamuk yanaklım,minik prensesim hoşgeldin...Bir anda,insanı sarhoş eden varlığınla doldurdun hayatımızı,iyiki geldin ASYA'M....
5 Şubat 2010 Cuma
4 Şubat 2010 Perşembe
Demir proflaksisine başladı...
Güzel kızıma bugün demir proflaksisi başladım.5 ay 5 günlük artık kızım ve fizyolojik anemi düzeyi artmadan önlemini almak lazım.Bu aralar en sevdiği şey kucakta uyumak ,anneannede kaldığımız için bu emeline daha çabuk ulaştığı söylenebilir."Anne uyuduysa hadi yatağına yatıralım " deyip duruyorum .Dün akşam yine aynısını söylemek üzereydimki annem beni görünce "geldi işte gardiyan , bırak kucağımda uyusun " deyiverdi :)) Vallahi kızımı kendi yatağında kendi başına uyumaya alıştıramadık bu zamana kadar ,bundan sonrada çok zorlamak istemiyorum en azından anneanne de pes edene kadar ses çıkarmayacağım :)
Alparslan askere gitmeden İKEA ya gidip mama sandalyesi aldık ,çok sevdi prenses ,en azından bir süre oturuyor ,henüz ana kuacağında yiyor püresini ama bir aya kadar oturarak ta yemeye başlar sanırım.
Plates topunun havasını indirmek hiç bu kadar keyifli olmamıştı...
Koltukta yuvarlanmaya bayılıyor...
Mama sandalyesinde havuç kemirirken...
2 Şubat 2010 Salı
Baba askere gitti...
Minik kızım iyiki henüz herşeyin farkında değilsin.Tatlı babacın bugün askerlik için Samsun'a gitti.Gece saat 2 gibi uyuyabildin Asyacım ,oysa bizim sabah 5 te uyanmamız gerekiyordu çünki babanın uçağı 7:30 da kalkıyordu.Havaalanına dayın bıraktı babanı ,sen de ister istemez uyanmış oldun o saatte.Baban gitmeden önce kapıda seni sıkıca kucakladı "benim canım kızım ,seni çok özlicem" deyip öptü seni.İleride bunların hiçbirini hatırlamayacaksın belki ama emin ol baban için askere gitmek değil bizden ayrı kalmak daha zor.Sonra kollarımda uyuttum seni herzamanki gibi ,saat 9 da baban aradı ,çok şükür Samsun'a sağ salim ulaşmış.Biz seninle anneannede kalacağız bu süreçte ,zaten sabah yola çıkmadan dayın bizi anneannene bıraktı.İnşallah baban dönene kadar sana "baba" demeyi öğretebilirim yavrum.Bu arada benim de en çok söylicem şarkı "gel teskere gel..." olacak galiba.Seni çok seviyoruz kızımın babası ,bir an önce günler su gibi aksın da sana kavuşalım inşallah.Allah'a emanet ol...
31 Ocak 2010 Pazar
Babanın dayıları geldi....
Şubatın 2 sinde babamız askere gidiyor.Hem Alparslan'ı askere uğurlamak hemde Asya'mızı görmek için memeleketten dayıları geldi babamızın.İnci tanem çok yabancılamadı ,sadece kucağımda şaşkın bakışlarla bir süre tanımaya çalıştı sonra kucaklarında etrafa gülücükler attı...


29 Ocak 2010 Cuma
5. ay bitti...
Göz açıp kapayana kadar 5 ay geçmiş.Daha dün gibiydi oysa gelişin canım yavrum.Bu ay tam 7000 gr ve 65 cm oldun. Çok şükür herşey yolunda gidiyor.
Biberonunu iki elinle kendin tutup gece sütünü içiyorsun (ara sıra elinden düşürüyorsun)
Kimi insanları ilk gördüğünde yabancılamaya başladın
Daha çok ayakta durmayı seviyorsun
Koltuğun kenarına yaklaştırınca kendi başına ayakta durabiliyorsun
Artık çok daha hareketli ,çevrene çok daha duyarlısın.
Yürüteçli oyuncağında kendi başına daha çok vakit geçiriyorsun
Destekle oturuyorsun
Kollarından tutunca adımlıyorsun
Seslere ve ses tonumdaki değişikliklere karşı çok duyarlısın(hafif sert bir tonda konuşsam ağlamaya başlıyorsun )
26 Ocak 2010 Salı
Babaanne ile ...
Cumartesi akşamı süpriz bir şekilde geldi babaanne.Kara kışa ,yolların kapalı olmasına rağmen inci tanesinin özlemine daha fazla dayanamamış,tüm zorlukları göze alıp gelmiş babaanne.Bir güzel hasret giderdiler,oynadılar...
25 Ocak 2010 Pazartesi
Konjonktivit oldu miniğim
Dün akşam "gözünde çapak var ,konjonktivit mi oldu acaba?" dedi Alparslan."Yok canım değildir" dedim.Sabah erken uyandı kızım altını kirletmiş değişeyim dedim ,alt değiştirme minderine yatırdım gülmeye başladı en tatlı haliyle ama bir tuhaflık var.Sağ gözkapakları yapışmış ,hafifce şişmiş ,tek gözünü açamıyor minik prensesim ,ama öyle bir sevimli gülüyorki içim sızladı.Altını temizleyip babaya gittik ,haklı çıktı valla...Allah'tan tedarikliyiz ,evde kocaman bir ilaç kutumuz var ,içinde yok yok nerdeyse ,sağolsun babamız sürekli ilaç numuneleri getiriyor eve.Önce ılık suyla gözlerindeki akıntıyı temizledim sonra fusithalmic damlattık gözlerine.Ne olur ne olmaz diye duocid başladık oral.Akşamı bulmadan hem şişliği hem kızarıklığı geçmişti.Yenidoğan sarılığını saymazsak kızımın ilk hastalığı bu,ilaç kullandığımız ilk hastalığı.Allah korusun yavrumu,küçük bir melek o ,minik kuzum...
Babası tavlada annenin ifadesini alırken ,Allahtan oyun bitmeden Asyam müdehale etti de birkez daha hezimete uğramaktan en azından şimdilik kurtuldum :))
Uykudan yeni uyanınca çookkk tatlısın bal kızım....
Anne kız yorgan üstünde oynarken....
Fotoğraf çekmek istemedim o haline ama kızımın güncesine yazmadan da edemedim.Bunun yerine geçen gün çektirdiğimiz bir kaç resmini koyayım bari boş kalmasın.
23 Ocak 2010 Cumartesi
Heryerde kar var...
Asyam kar ile tanıştı bugün:) Henüz tam başlamadan kar yağışı evin eksiklerini alalım diye dışarı çıktık .Kapıda bizi hiç ummadığımız kadar çok kar yağışı karşıladı ,biran geri dönelim diye düşünsekte evden bir kere çıkmış bulununca devam ettik yola.Mothercare den kızımıza çok cici çizmeler aldık ,inşallah önümüzdeki kışa giyebilecek .Fazla oyalanmadan eve döndük ve kızımın ilk kar macerası kısacık ve kara temas edemeden son buldu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

